|
|
|
Çanakkale |
Savaşan Ordular |
|
SAVAŞAN ORDULAR |
|
Osmanlı
Ordusu
Osmanlı ordusu, Anadolu Türkleri’nin yanısıra
Arap, Ermeni, Kürt ve Suriyelilerden
oluşuyordu. Bu ordu, Balkan savaşında çok kötü
savaşmış ve büyük bir hezimete uğramıştı.
Şiddetle yeniden organize olmaya ve reforma
ihtiyacı vardı. Bu nedenle, 1913’teki Jön Türk
hükümeti, 1800’ün ortalarından beri uygulanan
anlaşma çerçevesinde Almanya’dan askeri islah
heyeti talep etti. Alman genelkurmayı da, bu iş
için tanınmış generallerinden Liman von
Sanders’i görevlendirerek Türkiye’ye gönderdi.
Savaşın başladığı günlerde, Osmanlı ordusu 36
tümenden oluşan 3 orduluk bir güçtü. Ordu
sayısı, seferberlik ilanından sonra arttırıldı
ama, ordu mevcudundaki artış çok fazla olmadı,
kapasite 43 tümenin üzerine çıkarılamadı.
Ordunun başkomutanı, aynı zamanda Padişah ve
Müslümanlar’ın Halifesi olan Sultan V.
Mehmet’ti. Enver Paşa da, hem Başkomutan Vekili,
hem de Padişah Damadı olarak tüm kontrolü elinde
tutuyordu. Kurmay Başkanı ise bir Alman subayı
olan Bronsart von Schellendorf’tu (Bronsart
Paşa)… Enver Paşa, ordu üzerindeki bu gücü eline
geçirir geçirmez yaklaşık 1000 kadar üst rütbeli
subayı emekliye sevketmiş ve çok hızlı ve hak
etmeden rütbe alarak çok yükselmiş bazı
subayların da rütbelerini indirmişti.
Bu ordu, gerek eğitim, gerekse donanım açısından
bir felaket durumdaydı. Çoğu alaydan yetişme,
günün askeri teknolojisinden habersiz,
okuma-yazma bile bilmeyen yaşlı üst rütbeli
subayların emrinde, kimi aylar maaşlarını bile
alamadan görev yapan, geçim derdine düşmüş küçük
rütbelilerin yönettiği askerler, yaklaşık 4
yıldır cepheden cepheye sürünüyordu.
Giyim-kuşam, teçhizat ve askeri malzeme çok
eksikti. Kimi bölüklerde 20 ayrı marka tüfek
bulunuyor, kimi tüfekler de hiç çalışmıyordu.
Cephane olmadığı gibi, ülkede cephane üretecek
fabrika da yoktu. Cephane, o güne kadar hep
yabancı ülkelerden alınmıştı ve 1914 yılının
sonbaharından itibaren de bu ülkelerle savaş
hali mevcuttu. Küçük silahlar için ilk cephane
fabrikası, Liman von Sanders’in girişimleri ve
Alman yardımıyla 1915 başlarında İstanbul’da
kurulmuştu.
Osmanlı ordusu, savaşın ilk yıllarında özellikle
Gelibolu’da ve Kafkaslar’da cephane açısından
büyük sıkıntılar çekti. Alman müttefiklerin
cephane yardımı da ancak savaşın 2. yılında
mümkün olabildi. Bu ordu, cephanenin yanı sıra
iaşe zorluğu da çekmekteydi. Askerin yiyeceği
çok zor temin ediliyor, kimi zaman sıcak bir
yemek bile yiyemiyordu. Sıcak ülkelerde savaşan
birlikler kuzeye gönderildiklerinde, giysi
takviyesi yapılamıyordu. Sarıkamış’ta yazlık
elbiseyle eksi 40 derece soğukta aç-bilaç savaşa
sürülen 90.000 kişilik 3. Ordu’nun yüzde 80’i
donarak ölmüştü.
Savaş sırasında düzgün kayıtlar
tutulamadığından, Osmanlı ordusunun kayıplarının
net miktarı hiç öğrenilemedi; şehit sayısının
470.000 ile 530.000 arasında, yaralıların
750.000, diğer nedenlerle ölümlerin de 100.000
civarında olduğu iddia edildi.
|
|
Alman
Ordusu
Alman ordusu, 1914’te dünyanın en güçlü, en
etkili ordusu olarak tanınıyordu. Kısa bir dönem
mecburi askerlikten sonra uzun süreli ihtiyat
görevi yapan erkeklerden oluşuyordu. Çok sayıda
deneyimli üst rütbeli subayların eğittiği bu
ordu, disiplini ve işleyişiyle de dikkatleri
çekiyordu.
Planlama ve operasyonun bir kurmay heyeti
tarafından yapıldığı bu ordunun resmi komutanı
Kaiser II. Wilhelm’di ama, savaş alanlarındaki
yönetim, Kaiser’in kurmay başkanı Helmuth von
Moltke’deydi. Daha sonraki yıllarda onun yerine
Erich vo Falkenhayn (1914-1916), sonra da Paul
von Hindenburg (1916-1918) geçti.
Alman ordusu, 1914’te 700.000 kişilik 25
kolordudan oluşuyordu. Bu kolordular sekiz ordu
komutanlığına, daha ileriki yıllarda da on ordu
komutanlığına bölünmüştü. Her iki tümen, bir
süvari alayı ve destek birlikleriyle
güçlendiriliyordu.
Savaşın ilk haftasında Alman ordusuna,
ihtiyatlardan 4 milyona yakın asker çağrıldı.
Ağustos 1916’da, batı cephesinde 3 milyona, doğu
cephesinde ise 2 milyona yakın asker
savaşıyordu.
Kasım 1918’de savaş sona erdiğinde, Alman
ordusunun 1,75’i ölü, 5 milyon kaybı vardı…
Savaş sonunda yapılan Versailles Antlaşması’nda,
Alman ordusunun mevcudu 100.000 askerle
sınırlandı. |
|
Avustralya
ve Yeni Zelanda orduları
(AIF + NZEF=ANZAC)
Avustralya, yüzyılın başında, Britanya
İmparatorluğu’nun kendi kendini idare eden
dominyonlarından biriydi. Parlamento üyeleri
seçmenlerce seçiliyor, federal hükümet bir
İngiliz Genel Vali tarafından atanıyordu. Aynı
yıllarda kıtanın nüfusu, genellikle sahillerde
toplanan 5 milyon kişi kadardı. Kıta içlerinde
yaşayan 200 bin kadar da Avustralya yerlisi (Aborigine)
vardı.
Avustralya ordusu 1901’de kuruldu. Başta küçük
bir güçtü ama, kısa zamanda gönüllülerden oluşan
düzenli bir ordu haline geldi. 1914’te sayısı
45.000’e ulaşmış olan bu ordu, kanunla silahlı
eğitim altına alınmış yetişkin erkeklerden
oluşuyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı günlerde
Avustralya hükümeti, Britanya’ya 20.000 kişilik
bir güç göndermeyi taahhüt etmişti. Sadece
ülkeyi savunma amacıyla kurulmuş olan düzenli
ordudan ayrılan bu güce de Avustralya Kraliyet
Güçleri (AIF) adı verildi.
Yeni Zelanda’da ise her erkek, 12 yaşından
itibaren askeri eğitim alıyordu. 1911’de ülke,
25.000 kişilik bir milis gücüne sahipti. Ağustos
1914’te, Yeni Zelanda Seferi Kuvvetleri (NZEF)
adıyla oluşturulan güce katılanlar, bu milis
gücünden gönüllü olarak gelenlerdi… NZEF,
General Alexandre Godley komutası altında AIF’e
katıldı.
İlk AIF ve NZEF birliklerini taşıyan gemi,
Avustralya’yı 7 Kasım 1914’te terk etti. Bu
birlikler, İngiliz silahlarıyla eğitim yapmaları
için Mısır’a indirildiler. Orada, bir araya
getirilen Avustralya ve Yeni Zelanda
kolorduları, o günden itibaren Avustralya ve Y.
Zelanda Kolordusu (ANZAC) olarak
adlandırıldılar. Bir kısmı Süveyş Kanalı’nın
korumasına ayrılan bu kolordunun geri kalan
kısmı, General William Birdwood komutasında
Gelibolu harekatına gönderildi.
ANZAC birlikleri, 25 Nisan 1915’teki çıkartmadan
Gelibolu’dan tahliye edildikleri 1916’nın Ocak
ayına kadar, üçte biri ölü olmak üzere 33.600
kayıp verdiler…
|
|
İngiliz
ordusu
20. yüzyılın başında İngiliz ordusu, gönüllü ve
düzenli askerlerden oluşan küçük bir güçtü. Boer
Savaşı’ndan sonra İngiliz Savaş Bakanı Richard
Haldane, yabancı bir ülkede savaş ihtimaline
karşı Britanya Seferi Kuvvetleri’ni (BEF)
oluşturdu. Ağustos 1914’te, 250.000 askerden
oluşan İngiliz ordusunun 120.000’i, bu Seferi
Kuvvetler’e aitti. Britanya, Avustralya, Y.
Zelanda ve Kanada gibi sömürgeler dışında
dünyanın hemen her yerindeki İngiliz
topraklarında asker bulunduruyordu.
Savaş ilanı sırasında Savaş Bakanlığı’na Lord
Kitchener atanmış; o da hızla askere alma
işlemini başlatmıştı. İlk günlerde, günde
ortalama 33.000 kişi asker olmak için
başvuruyordu. Bu da orduda ciddi bir soruna
neden oldu; ilgililer, bu askerlere ne üniforma,
ne silah, ne de cephane yetiştirebiliyordu. 1916
başında, Britanya ordusuna 2,6 milyon kişi
yazılmıştı ama yöneticiler daha fazla asker
gerektiğini düşünüyorlardı.
Savaş boyunca bu ordunun 1,6 milyon askeri
yaralanmış, 665.000’i ölmüş, 150.000 kadarı da
kayıp ya da ölü olarak kayıtlara geçmişti.
|
|
Britanya
Seferi Kuvvetleri (BEF)
Savaşın ilanında, Sir John French komutasında 4
piyade tümeni Belçika’ya gönderilmesine karar
verildi. Ekim 1914’te BEF, 7 piyade ve üç süvari
tümeniyle Fransa ve Belçika’da savaşıyordu.
Aralıkta BEF, birinci ve ikinci olmak üzere iki
orduya ayrıldı. 3. Ordu Temmuz 1915’te, 4. Ordu
da Mart 1916’da kuruldu. Sir John French, Aralık
1915’e kadar BEF’in komutanıydı. Bu tarihte
yerini Sir Douglas Haig’e bıraktı…
|
|
Newfoundland
Ordusu
Newfoundland Meclisi, 1914 Ağustosu’nda İttifak
güçlerine katılmaya karar verdi ve 250.000
kişilik nüfusundan 6500 kişiyi savaşa gönderdi.
Newfoundland Alayı olarak tanınan bu birlik,
gerek Gelibolu’da, gerekse batı cephesinde 2000
kişi kaybetti.
|
|
Fransız
Ordusu (AEF)
1914 Ocak ayında Fransız ordusu 777.000 Fransız
ve 46.000 koloni askerinin oluşturduğu 47
tümenlik bir güçtü. 21 bölgesel kolordu
biçiminde teşkilatlanmış; süvari ve topçu
birlikleriyle donatılmış bu gücün büyük bölümü
da anavatanda, özellikle doğu sınırında
yerleşikti..
Almanya’yla savaş korkusu, Fransa’ya seferberlik
ilan ettirmiş ve bu yolla yaklaşık 3 milyon
kişiyi askere aldırmıştı. Savaşın ilk günlerinde
batı cephesindeki ağır kayıpları, seferberlik
yaş sınırını da 45’e kadar yükseltmişti.
Fransız ordusunun yapısı ve dengesi savaş
boyunca değişti. Örneğin; 1918’de batı
cephesindeki Fransız ordusunun yüzde 40’ı
topçuydu. Makineli tüfek kullanımının artması,
zırhlı araç ve tank kullanımı, piyade sayısını
azalttı. 1915 Haziranı’nda 1,5 milyon olan
piyade gücü de, 1918’de 850.000’e inmişti.
Savaş sonunda Fransa’nın zayiatı, 8,3 milyon
askerin (500.000’i koloni birliği) yarısıydı.
Ölü sayısı ise 1,5 milyondu.
|
|
Hint
Ordusu
Hint Ordusu, Lord Kitchener tarafından, ordu
komutanı olduğu 1902-1909 yılları arasında, 10
tümene aynılmış 155.000 kişi ile 80.000 kişilik
iç güvenlik güçlerinden oluşturulmuştu. Piyade
ve süvarinin dörtte biri, topçunun da tamamı
İngiliz kökenlilerden oluşuyordu. Savaşın
başında Avrupa’daki batı cephesine ilk olarak
70.000 kişi gönderildi. Hintli askerler,
Mezopotamya, Gelibolu, Filistin, Mısır ve Doğu
Afrika’da da savaştılar. |
|
Yunan
Ordusu
Barış zamanında Yunan ordusu 32.000 kişiydi.
Balkan Savaşı’nda bu sayı 210.000’e
çıkarılmıştı. Üst rütbeli subaylar kraliyet
taraftarıydı ve İngiltere’den çok Almanya
taraftarı olan Kral I. Konstantin’i
destekliyordu. Dünya Savaşı’nın başında Yunan
Başbakanı olan Venizelos, Britanya, Fransa ve
Rusya’nın oluşturduğu askeri topluluğa bir
askeri güçle katılmaktan yanaydı. Onun Çanakkale
harekatına katılma konusundaki isteği, Kral
Konstantin tarafından reddedildi ve istifası
istendi. Yapılan seçimlerde yeniden seçilen
Venizelos, Mart 1915’te seferberlik ilan ederek
150.000 kişilik bir güç oluşturdu ve bu gücün
büyük kısmını Sırbistan sınırına yığdı. Ancak,
İtilaf güçlerinin Selanik’e yerleşmesine izin
vermesi nedeniyle Kral Konstantin tarafından
tekrar kovuldu.
Girit’e kaçan ve orada bir devrim hükümeti kuran
Venizelos, Selanik’teki İtilaf güçlerinin
desteğiyle Atina üzerine yürümeyi planladı.
1917’nin Haziranı’nda Konstantin’in tahttan
uzaklaştırılması üzerine tekrar güçlenince,
İttifak güçlerine karşı savaş ilan etti.
Girit’te
oluşturduğu 60.000 kişilik ordu, yeni ordunun
çekirdeğini oluşturdu. |
|
Avusturya-Macaristan
Ordusu
Avusturya ve Macaristan, kendi ordularını
koruyorlardı. 1914’te Avusturya’nın 40.000,
Macaristan’ın ise 30.000 askeri vardı. Ayrıca,
ülkenin her yanından katılanların oluşturduğu
kraliyet ve imparatorluk ordusu da vardı.
Doğrudan İmparator Franz Josef’e bağlı olan bu
ordunun mevcudu da 350.000 kişiydi.
Ordu komutanı, resmi olarak 84 yaşındaki
İmparator Franz Josef’ti ama, gerçek yönetim
genel kurmay başkanı Kont Franz Conrad’daydı.
Conrad, saldırgan bir dış politika izliyordu ve
Avusturya-Macaristan’ın İtalya ve Sırbistan gibi
ülkelerle olan sorunlarının askeri yöntemlerle
çözülmesini destekliyordu.
Savaş başladığında 2,5 milyon insanı seferber
eden Avusturya-Macaristan, bu sayıyı kısa
zamanda arttırmak için ülkenin her yanına 15
farklı dilde yazılmış ilanlar astı.
İmparatorluk ordusu ile Kraliyet ordusu
arasındaki dil sorunu büyüktü… Subayların yüzde
80’i Almanca konuşuyordu. Geri kalan kısım,
özellikle de küçük rütbeli subaylar arasında çok
farklı diller ve lehçeler konuşuluyordu.
Savaşın ilk yılında Avusturya-Macaristan ordusu
gücünün yüzde 40’ıını kaybetti. Özellikle de
deneyimli subaylarını… 500.000’den fazla asker
esir düştü, ordunun morali çok zayıfladı, buna
ulusal bir tepki belirdi.
Franz Josef 21 Kasım 1916’da ölmesi üzerine
yerine geçen I. Karl, Kont Franz Conrad’ın
tersine daha uzlaşmacı bir insandı. Ordunun
kontrolunu da kendi ellerine almak istiyordu.
1917 Martı’nda Conrad’ın yerine Arz von
Straussenberg’i getirdi. Ancak, Straussenberg de
pek başarılı olamadı. Özellikle Vittorio Veneto
yenilgisinden sonra ülkede tepkiler arttı;
imparatorluk ve kraliyet orduları da bozulmaya
başladı. Bunun üzerine Karl, 3 Kasım 1918’de
barış imzaları ve 8 gün sonra da tahtını terk
etti.
Resmi kayıtlar, Avusturya-Macaristan ordusu
askerlerinin 1,5 milyonunun öldüğünü, 1,2
milyonunun esir edildiğini ve yaklaşık 2
milyonunun da yaralandığını gösteriyor. |
|
Kanada
Seferi kuvvetleri (CEF)
1914’te Kanada, özellikle liman bölgelerini
korumak amacıyla 3000 kişilik bir düzenli ordu
bulunduruyordu. Bu ordu, yerel gönüllü milis
güçlerinden oluşuyordu. Savaş çıkma olasılığına
karşı, Kanada hükümeti, 1914 yazında Kanada
Seferi Kuvvetleri’ne (CEF) asker toplama kararı
aldı.
Ekim 1914’te 30.000 Kanada askeri İngiltere’ye
eğitime geldi. Korgeneral William Anderson
komutanlığındaki 1. Kanada Tümeni Şubat 1915’te
batı cephesine ayak bastı ve doğrudan Ypres
savaşına girdi. Bu askerlerin bir kısmı
İngilizler’le birlikte Gelibolu’ya da geldi. |
|
|
|
|
Yüklenme Süresi 0,156sn
|