|
Trablusgarp
muharebesi sırasında Sofya dan Salih Bozok'a yazdığı mektup
Urla tahaffuzhanesinden Rus vapurundan 4 Ekim 1911
"Bilirsin ki Trablusgarp meselesinin ortaya çıktığından beri
oraya gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam
vapurunda üç gece kalındıktan sonra döndürüldük. Ondan sonra
Mısır ve Tunus yolu ile gitmeye teşebbüs ettik.
Harbiye Nazırı, ümit kestiği için vazgeçirtildi. Bir defa Ömer
Naci ve daha iki kişi ile Mısır üzerinden hedefe yürümek üzere
(2 Ekim 1911) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye Nazırı da
ister istemez muvafakat etti. Lüzum ve fayda görürsem bazı
arkadaşları isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var.
Benim nerede olduğumu duyurmayın. Daha bir müddet için validemi
dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan
mektup gönderin.
Eyüp Sabri sizi görecek. Ona ilmühaberlerim ve borçlarım
hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere gizlice
söyleyin, ilmühaberlerimin Beşinci Kolordu idaresinde kalması ve
maaş tahsisatımdan borçlarım ödenmekle beraber kalanın valideme
verilmesi lazımdır. Bunu Harbiye Nazırı da yazacak, unutmazsa!
Senin vasıtanla valideme verilmek üzere Kerim Beye (Abdülkerim
Paşa) kırk lira bıraktım.
Mısır'a vardıktan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de
bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına
mektupları alacak ve açacak bir arkadaş tayin edersin.
Arkadaşlar ne alemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar
olduğundan ziyade gayret ve fedakarlık elzemdir. Endülüs
tarihinin son sayfalarını okuyunuz.
Faydalı sohbetlerinizde bulunamadığıma üzgünüm. Beni unutmayın.
Alaydaki arkadaşlara çok selam. Beraber yaptığımız talim
programını takipten çok güzel neticeler alınır. Yorulmasınlar,
eski tembellikle hiçbir şey olmaz. Başka kağıdım yok, Nuri'ye
ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubu aynen gönder
veyahut bahisle bir mektup yaz ve o kıymetli kardeşimize de ki
"Benim için hatırası kalp ve vicdanımdan bir an çıkamayan bir öz
kardeş varsa Nuri'dir." Bu müzlim seferi onunla beraber yapmak
isterdim. Allah nasip ederse mücadele sahasında birleşiriz. Eğer
mukadderse ahirette kavuşuruz.
Salih, senin de gözlerinden öperim. Kalbinin vefasına vicdanının
saffet ve nezaketine şükran borçluyum. İstanbul'da kalan Kerim
Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki mücadelede yalnız kaldı.
Mektuplarınız ona kalp kuvveti verir.
Allahaısmarladık.
Aynımansur Karargahından
25-26 Nisan 1912 gece saat 6
Mektuplarınız da, gazetelerde bize
ait hislerinizi tasvir eden satırları okuduğum zamanlar kalbimin
pek derin hislerle çarptığını duyuyorum. Birkaç kardeşinizin
Akdeniz'i aşarak, çöllerde uzun mesafeler alarak donanmasına
dayanan düşmanın karşısına çıkması ve buradaki vatandaşları
kucaklayarak, düşmanı sahile hapsetmesi şüphesiz sizi memnun
eder. Fakat biz vatana borçlu olduğumuz fedakarlık derecesini
düşündükçe bugüne kadar yapılan, hizmeti pek küçük buluyoruz.
Bilirsin ben, askerliğin her şeyden ziyade sanatkarlığını
severim. Burada sanatın tüm icraatını tatbik edecek kadar zamana
ve bu zamanın doğuracağı vesait ve vesilelere malik olunursa,
işte o zaman milletin arzusuna uygun bir hizmet yapmış olacağız.
Ah Salih, Allah bilir, hayatımın bugüne kadar orduya faydalı bir
uzuv olabilmekten başka vicdani bir emel edinmedim. Çünkü
vatanın muhafazası, milletin saadeti için her şeyden evvel
ordumuzun, eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat
lüzumuna çoktan kani idim. Bu kanaate ait emellerimin şiddeti
ihtimal beni pek ziyade ifratperver göstermişti. Fakat zaman,
saf ve nezih dimağlardan doğan fikri hakikatleri-kabulünden
çekinilse dahi-tatbik ettirir.
Bu gece Derne kuvvetlerimizin bütün kumandanları ve zabitleriyle
bir müsamere yapmıştık. Bu satırları çadırıma dönüşümde
yazıyorum. Bu güzel kalbi, kahraman bakışlı arkadaşlarımın, bu
küçük rütbeli fakat düşmanı titreten büyük kumandanların samimi
nazarlarında vatan için ölmek iştiyakını okuyordum.
Bu okuyuş, dimağımda sizin, bütün Makedonya muhitinde tanıdığım
arkadaşların, bütün ordumuzun kahraman evlatlarının hatırasını
canlandırdı. Kalbimde büyük bir sevinç ve gurur hasıl oldu.
Arkadaşlarıma dedim ki: "Vatan mutlaka selamet bulacak, millet
mutlaka mesut olacaktır." Çünkü kendi selametini, kendi
saadetini, memleketin ve milletin saadet ve selameti için feda
edebilen vatan evlatları çoktur.
Cümlenize selam ederim kardeşim.
M. Kemal
Derne Osmanlı Kuvvetleri Kumandanı
|