|
|
|
Atatürk |
Atatürk'ün Yazdığı Kitaplar |
|
ATATÜRK' ÜN YAZDIĞI
KİTAPLAR |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
NUTUK |
Atatürk'ün kendi kaleminden çıkan bu eser,
yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk
Partisi'nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında
Ankara'da toplanan İkinci Kurultayı'nda 36,5 saat
süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye
dayandığı için Nutuk adını almıştır.
Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin,
diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki
cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt
halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı
inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması
güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli Eğitim
Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır.
Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Atatürk Araştırma Merkezince yeniden
basılmıştır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MEDENİ
BİLGİLER ( YURTTAŞLIK BİLGİLERİ
) |
"Medeni Bilgiler
ve Atatürk'ün El Yazıları" adlı kitap Prof. Dr. A.
Afetinan tarafından ilk kez 1930'da "Vatandaş İçin
Medeni Bilgiler" adıyla yayımlanmıştır. Art arda
baskıları yapılan ve uzun yıllar ortaokullarda
ders kitabı olarak okutulan "Vatandaş İçin Medeni
Bilgiler" in büyük çoğunluğu Atatürk'ün doğrudan
doğruya kendisinin kaleme aldığı belgelere
dayanmaktadır... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TAKIMIN
MUHAREBE TALİMİ |
Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir
takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide,
basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin
uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı
hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır.
Atatürk, subayların arazide yetiştirilmesini
amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu
eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube
Müdürü iken yazmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
CUMALI
ORDUGÂHI |
Cumalı Ordugahı; Makedonya bölgesinde,
Köprülü - İştip yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu
ordugahta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral
Suphi Paşa'nın komutası altında kurulan bir süvari
tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu
manevraya katılan Mustafa Kemal, "Cumalı Ordugahı"
adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay
eğitim ve manevralarını anlatmıştır. 10 gün süren
bu tatbikat sırasında tututuğu gözlem notlarını,
hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları
eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir
broşür haline dönüştürmüştür. 12 Eylül 1909'da
tamamladığı bu eseri, Selanik'te 1909 yılında
matbaa harfleriyle basılmıştır. Eser; 39 sayfa
metin ve 7 adet krokiden
oluşmaktadır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TAKTİK
TATBİKAT ve SEYAHATİ |
Bu eserinde, bir
muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların
olamadığını vurgulaması yanında, komutan olan
kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar
ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek,
yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki
kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve
astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bu
eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi
için bu kuralları sadece okumuş ve öğremiş olmanın
yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi
belirtilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BÖLÜĞÜN
MUHAREBE EĞİTİMİ |
Bu eser, meskun yerlerde muharebe, savunma
ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun
yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye
etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma
mevziinin hazırlanması, ateş sahalarının
temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü
bölgelerin kapatılması ve mevziin işgali gibi
savunmanın esasını oluşturan konular
işlenmiştir. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SUBAY ve
KOMUTAN İLE KONUŞMALAR |
"Subay ve Komutan ile Konuşmalar"
Atatürk'ün askerliğe ilişkin eserlerinin en
önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914
yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri
Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker'in
"Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)" adlı
kitabına karşılık olarak yazılmıştır.
Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki
aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini; bunlara
karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve
çözüm yollarını nasıl sunduğunu; ülkenin içinde
bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu
acılar kitabın birinci bölümünde yer almaktadır.
Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri,
ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare
edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri
hakkında, Nuri Conker'in görüşlerine katılmış ve
kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle
destekleyerek açıklamıştır.
Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında
toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken,
suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya
koymaktan kendini alamamıştır. Türk ulusu hakkında
ise "kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün
karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle
girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak
koşuluyla..."dedikten sonra, dışardan ulusumuzun
karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına
ulaşamayacağını vurgulamıştır.
Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine
eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk, kendi
dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı
ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp
Savaşı'nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden
hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken
sınırını göstermiştir.
Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika'da
birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah
arkadaşlarını anmış ve onları "yüksek askerlik
niteliklerine" sahip insanlar olarak
tanımlamıştır. Bu davranışı O'nun diğer bütün
üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönüne de
tanıklık eder. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
GEOMETRİ
KILAVUZU |
Atatürk'ün ölümünden bir buçuk yıl
kadar önce kendi el yazısı ile yazdığı Geometri
Klavuzu ( 1936 - 1937 ), dil, bilim, kültür ve
eğitim açısından çok önemli, çok değerli bir
çalışmadır. Kitap, ilk olarak Kültür Bakanlığı ( o
yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı'na bu ad
veriliyordu ) tarafından yayımlanmıştır.
Kitabın üzerinde yazarın adı yoktur, ama
kılavuzun kapağında Atatürk'ün bu çalışma için
"Geometri öğretenlere, bu konuda kitap
yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca
neşredilmiştir" denilmiştir.
Mustafa Kemal tarafından 1932'de Türk Dil
Kurumu Başuzmanlığına getirilen, Ankara Dil ve
Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde dilbilim tarihi ve
genel bilim dersleri okutan ( 1936 - 1951 ) ve
kendisine Atatürk tarafından Dilaçar soyadı
verilen Agop Dilaçar, kılavuzun Türk Dil Kurumu
Yayınları arasında çıkan yeni baskısına ( 1971 )
yazdığı önsözde "Yazar adı yok, fakat yazının
ruhu ve tutumu onun, Atatürk'ten çıkmış olduğunu
apaçık gösterir"
demiştir.
|
|
|
|
|
Yüklenme Süresi 0,111sn
|